Abaza Halkının Kaderinde İslam

Tarihi memleketin dışında

Tarihi dokümanlara göre 1860-1861 yılları arasında “Osmanlı Babıali yönetiminde beklenilen çıkar ve rahatlık bulamayınca” göçmenler memleketlerine dönmeye karar verdiler. 1861 yılında kara yolu ile Azerbaycan üzerinden 8-10 bin göçmen memleketine dönmeye çalıştı. Fakat memlekette artık evleri, malları kalmadı ve hatta toprakları bile başka sahiplere verildi. Kafkasya Komitesi, “Türkiye’den evsiz, yolculuklarda tüm paralarını harcayan Kafkasya’lıların dönüşü, bölge için tehlike arz eder, hırsızlıkların sayısını arttırır”, diyerek deniz yoluyla dönen tüm göçmenlerin Kafkasya limanlarına yönlendirmeden Don tarafına gönderilmesi, Don Ordusunun topraklarına ve hatta Rusya’nın daha uzak bölgelere yerleştirilmesi ile ilgili bir karar verdi. Kara yoluyla sınırı geçmek isteyenlerin, Bakü’ye daha sonra da deniz yoluyla Astrahan’a gönderilmesi teklif edildi (1).

Fakat daha sonra Türkiye vatandaşlığına geçen ve Rusya’ya eski vatandaşlığı tekrar kazanmak için dönmek isteyen Kafkasya’lıların gümrük evraklarının kabul edilmemesine karar verildi. İstanbul’daki Rusya İmparatorluğu Diplomasi Teşkilatı, Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm ülkelerinde bulunan konsolosluklarına bu kararla ilgili bildirileri gönderdi. Pasaport süresi dolan ve bunun için bir gerekçe gösteremeyenlerin de gümrükten geçmesi engellendi. Bir göçmenin pasaportunda konsolosluk mührü olmadan memleketine dönebildiği durumunda onu Rusya’nın iç bölgelerine süresiz sürgüne gönderilmesi öngörüldü. “Türkiye vatandaşlığına geçmek gibi eylemlerden suçlu bulunmayan Kafkasya’lıların pasaportlarının süresi dolduğunda Kafkasya’da bulunan arazileri ile ilgili detaylı rapor vermesi gerekiyordu.

Olumlu cevap alındığında Rusya sınırından geçmek için izin verilir, fakat bildirdikleri bilgilerin yanlış ya da yalan çıkması durumunda eski ikamet yerine yerleştirilmeyeceği ve vakaların devletin kararına kalacağı ile ilgili uyarı alırlardı. Genelde bu tür vatandaşlar ileride Orenburg Bölgesine ikamet için gönderilirlerdi. Şüpheli durumlarda yerli Kafkasya yönetiminden cevap gelene kadar izin verilmezdi.

Dağlı halklar bu işlemlerin anlamını pek anlamazlardı. Kizlyar yakınında Stavropol bölgesinin doğusunda göç eden Karanogai kabilesi, Rusya Çarı ile Türk Sultanı arasında bir anlaşmanın imzalanması ile ilgili duyum aldıklarından dolayı göçmeye karar verdiler. Duyumlara göre bu anlaşma, Rusya’dan Türkiye’ye gitmek için tüm Müslümanlara iznin verilmesini sağlayacaktı. Ayrıca halk arasında herkesin, tüm inançlıların yüce başkanı olan Sultan’a acele ile gitmesinin gerektiği ile ilgili de duyumlar vardı. Bu dedikodular, insanların net bilgiye ulaşamadıkları için güvendikleri veya itiraz etmektek korktukları fanatik dindar kişiler tarafından desteklenirdi.

Bazı Türk kaynaklarına göre 1864 yılında Abazaların neredeyse yüzde 75’i Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına göçmek zorunda kaldıktan sonra memleketlerinde (Karaçay-Çerkesya) 10 binden az insan kaldı (2). Bu verilerin çok net olmadığını düşünüyoruz çünkü ne Rusya İmparatorluğu’nda ne de Osmanlı İmparatorluğunda göçmen sayısı ile ilgili kayıt yapılmıştı. 20.yüzyılının başından itibaren Rusya Federasyonunun nüfus kaydı uygulaması başlandığından dolayı Kuzey Kafkasya’da kalan Abaza nüfusunun net rakamlarını söyleyebiliriz. 2010 nüfus sayımı istatistiklerine göre Kuzey Kafkasya’da 36919 Abaza ikamet etmektedir. En büyü Abaza diasporası Türkiye’de ikamet etmektedir.

20.yüzyılında Türkiye Cumhuriyeti’nin azınlık halkları zorla asimilasyona uğradılar. Devletin resmi politikası, tek Türk ulusunun kurulmasına yönelikti. 1932 yılında dil reformları sonucunda okullarda Türkçe dışında diğer dillerde konuşulması yasaklandı. Soyadı kanununa göre Kafkasya’lıların soyadlarının değişmesi gerekiyordu. Türk halkı, “Müslüman gruplarından oluşan” bir halk oldu. Kasabaların isimleri değiştirildi, “Vatandaş Türkçe Konuş!”, “Ne Mutlu Türküm Diyene!” sloganları ile etkinlikler düzenlendi. Çocukların Kafkas isimlerini veren ebeveynlerin kararları mahkemede görüşülür ve çocuklarının isimleri Türk isimleri ile değiştirilirdi (3). İkinci Dünya Savaşından sonra Türkiye tek partili sistemden çoklu parti sistemine geçti ve ülkede kültürel ulusal birlikler kurulmaya başladı. Fakat Türkiye’de ikamet eden azınlıkların nüfus sayısı tam belirtilemedi çünkü bu gergin ortamda anadili ile ilgili sorulara cevap vermek istemeyen birçok insan oldu.

Toplu kentleşme, ülkenin iç bölgelerine yerleşmeden sonra ortaya çıkan ayrışma, radyo ve televizyon yayınları, 1980’li yıllardan sonra gençlerin eğitim amacıyla şehirlere taşınmaları genç neslin ana dilini ve ulusal kültürünü kaybetmesinin sebeplerden bazılarıdır. Köyde oturanlar, anadilini ve kültürünü koruyabildiler. Şehirliler ise Türk dilini ve Türkiye kültürünü tercih ettiler.

Bugün Osmanlı İmparatorluğu’nun eski ülkelerinde (Türkiye, Suriye, Ürdün, Mısır ve diğer ülkeler) birçok Abaza oturmaktadır. Bazı verilere göre Türkiye’de 300 bin ila 500 bin Abaza ile Abhaz yaşamaktadır. Fakat yukarıda belirttiğimiz gibi bu rakamlar tam net değildir. Arap ülkelerinde (Osmanlı İmparatorluğu’nun eski vilayetlerinde) 21.yüzyılının başında Adıge-Abhaz halklarının tek bir halk olarak asimilasyon süreci yaşandı. Örneğin, Ürdün’de kültürel asimilasyona karşı çıkmak amacıyla Adıge-Abhaz halkları bir araya gelip ortak dil olarak Kabarda dilini seçtiler ve kendilerini tek Çerkes diaspora olarak tanıttılar. Bugün ise genç nesil Kabarda dilini de kaybederek günlük konuşma dili olarak Arapça’yı tercih ediyorlar.

Abaza göçmenlerinin (Türkler hem Abhazlara hem de Abazalara Abaza göçmeni derler) en büyük kısmı Türkiye’de kaldıkları için burada kompakt yerleşim yerlerini oluşturabildiler ve Abaza köyleri ile Abhaz köyleri genelde ayrı kuruldu. İstatistik verilerine göre Abhazlarla Abazalar en çok Sakarya, Düzce, Eskişehir, Samsun, Yozgat, Çorum, Tokat, Adana, Sivas ve Zonguldak başta olmak üzere birçok illerde yaşamaktadırlar. 10 bine yakın Abaza-Abhaz kökenli nüfusun Kayseri’de oturması ile ilgili veriler var.  Türkiye’de Abaza-Apsua olarak bilinen Abhazlar en çok Türkiye batısında oturmaktadırlar (İzmit, Adapazarı, Düzce, Bolu, Bursa-İnegöl, Kütahya, Bilecik ve Eskişehir). Rusya’da “Abaza” olarak bilinen Abazalar ise Doğunun iç bölgesinde yaşamaktadırlar (Bilecek, Eskişehir, Samsun, Amasya, Tokat, Yozgat, Sivas, Kayseri, Adana) (4).

Rusya’da yaşayan Abazalar, atalarının Osmanlı İmparatorluğu’na göçmesine farklı açıdan bakıyorlar. Karaçay-Çerkesya’nın Abaza yerleşim yerlerinde düzenlediğimiz sosyolojik araştırmanın anket soruları arasında İslam göç süreci ile ilgili sorularımız da vardı. Örneğin, Apsua’dan (1964 doğumlu erkek) katılımcı şöyle cevap verdi: “Tarihimiz boyunca halkımız, dış güçlerin siyasi etkisinde kalmıştır. Türkler olmasa Abazalar Rusya’ya karşı savaşmazlardı ve yurtdışına gidenlerin sayısı o kadar büyük olmazdı. Unutmayalım ki, 1862 yılında neredeyse tüm köyümüz Türkiye’ye göç etti”. Aynı zamanda aynı katılımcı, “Türkiye’ye göç eden Abazalar, geleneklerini daha iyi koruyabildirler (5)”, diye konuştu. Ankete katılanlar, İslam faktörünün Türkiye’deki Abaza diasporasının konsolidasyonunda olumlu etken olduğunu vurguladılar. Fakat son yıllarda küreselleşme sürecinden dolayı ciddi değişiklikler ortaya çıkmaya başladı ve Türkiye Abazalarının genç nesli başta anadili olmak üzere atalarının geleneklerini yitirmeye başladılar.

Abaza diasporasının gelişim dinamiklerinde modern eğilimlerine bakılırsa İslam’ın pozisyonu ve rolü güçlenecektir. Türkiye’nin resmi politikasında İslam, toplumsal gelişimin çok önemli faktörü olmaya başladı. Rusya’nın Abaza diasporası ile Türkiye’nin Abaza diasporası arasındaki iletişimin gelişmeye devam edeceğini ve ileride İslam faktörünün Rusya’nın Abazalarının yaşamının birçok alanında daha etkili olacağını söyleyebiliriz.

Notlar:
1. 1861 ilkbaharı – 1862 ilkbaharı döneminde ordunun Kafkasya’da faaliyetleri ile ilgili rapor// Kafkasya Coğrafi Arkeolojik Komisyonu tarafından toplanan bilgiler. 12.cilt, 685. sayfa
2. Arife Kabil. İşte Türkiye’nin dil haritası. Zaman, 17 Kasım 2013.
3. Kuşba Erol. Türkiye’nin Kafkasya Diasporası // “Kafkasya Evi” 30.11.2011. http://intercircass.org/?p=412
4. Ferzan Firuze Sarpkaya. Abazaca ilk sınıf acıldı // http://1mart2003.com/makale/ferzan-firuze-sarpkaya/abazaca/935.html
5. Karaçay-Çerkesya’nın Abaza yerleşim yerlerinde düzenlenen sosyolojik araştırma sonuçları, 2011-2012 Makale yazarının arşivi.

Devamı var

Nadejda Yemelyanova,
“Abazaların Ülkesi” için özel

Поделиться в соц. сетях

Share to Google Buzz
Share to Google Plus
Share to LiveJournal
Share to MyWorld
Share to Odnoklassniki