Abaza Halkının Kaderinde İslam

Müslüman diasporanın modern yaşamı

Sovyet döneminde Kuzey Kafkasya Abazaları, ülkenin tüm halkı gibi din alanında zorluk çektiler fakat İslam, ulusal kimliğin işaretlerinden biri olarak kalmaya devam etti. Sovyet döneminden sonra İslam, halkın konsolidasyonunun faktörü olup Abaza toplumunda sosyal dengeyi destekledi.

Karaçay-Çerkesya’da Abaza geleneksel kültürünün incelenmesi amacıyla düzenlediğimiz sosyal araştırma anketlerinde Abazaların dine yaklaşımı ile ilgili sorulara önem verildi. Köyden ankete katılanların üçte biri İslam’a yaklaşımları ile ilgili detaylı cevapları verdi.

Apsua köyünde cami

2011 yılında köy sakinlerinden 100 kişi ankete katıldı. 30 kişiden fazla İslam ile ilgili sorulara detaylı cevap verdi. Katılımcıların sadece yüzde 1’i İslam değerlerini kabul etmedi; bu 3 kişi, Abazaların müslüman olmadıklarını eskiden ve şimdiye kadar putperest olduklarını savundu. Anket yaparken gözlemlediğime göre bazı Abazaların kendi düşüncesini savunma gücü o kadar kuvvetli ki birkaç kişinin fikirleri, tüm toplum tarafından tartışılmaz gerçek olarak kabul edilebilir. Yukarıda bahsettiğim 3 kişi: “Abazalar hiç bir zaman müslüman olmadılar, biz her zaman putperestliğe inandık”; “Pshu’nun arkasında birkaç asır önce geldiğimiz Abhazya dağlarında gerçek ibadet yerleri var”; “Eskiden su, dallar ve taşlara inanırdık sadece burada müslümanlık başladı”; “Daha önce bizde bu İslam yoktu”, diye konuştu.

Fakat diğer katılımcıların görüşleri o kadar sert değildi. Katılımcıların yüzde 90’ı için İslam, yüzyıllardır yaşadıkları gerçektir. Örneğin, Krasnıy Vostok köyünde Sovyet döneminden önce toplam 3 cami vardı. Merkez camide zengin aile çocuklarının fakat aynı zamanda toplumun ve imamın referansı ile diğer çocukların da burslu okudukları medrese açılmıştı. Daha önce Apsua köyünde de Krasnıy Vostok köyündeki gibi cami vardı.

Abazalar bugün İslam’ın tüm şartlarına uyuyorlar mıdır? Belli ki, hayır. Kendi geleneklerine inançları ile modern yaşam standartlarından dolayı İslam’ın bütün şartlarına uymazlar. Apsua köyünden 28 numaralı katılımcı (1985 doğumlu, erkek), “İslam ile ilgili bilgilerim var ve kendimi müslüman olarak görüyorum fakat çok dindar olduğumu düşünmüyorum. Sanırım, yaş ilerledikçe namaz kılmaya başlayacağım. Namaz kılan bir insanın İslam’ın tüm şartlarına uyması gerektiğini düşünüyorum. Fakat modern yaşamla eski geleneklerimiz İslam’ın kuralları ile çelişki içindedir. Örneğin, namaz kılıyorsan marketten hazır gıdayla pazardan aldığın eti yiyemezsin. Fakat modern yaşamın temposuna bakılırsa bu şartları yerine getirmek mümkün değildir”, diye endişelerini dile getirdi. (1)

Apsua köyünden 23 numaralı katılımcı (1964 doğumlu, erkek) bir önceki katılımcının fikrini destekledi: “Arap Emirlikleri ile aynı şekilde İslam’ın tüm şartlarını yerine getiremeyiz. Kuveyt’ten çok farklı kanunlarımız var. Bizim burada hayatta kalmak için elimizden geleni yapmamız lazım, sürekli dua okumak değil”. (2)

Yüzyıllardır sabit geleneklerle kültür değerlerine sahip olan bir topluluk, İslam’ın tüm şartlarına uyması ile ilgili zorluk çekiyordur. 54 numaralı katılımcı (1941 doğumlu, kadın): “Eski camimize artık yaşlılarımız gitmiyor, orada gençler istediklerini yapıyorlar. Bizim yaşlıların, kadınların ve efendilerin inandıklarından hiç birine inanmıyorlar…” diye konuştu. İlk olarak cenaze ritüeli ve cenaze ile ilgili her şey tartışma konusu oldu. Orta yaş ve yaşlı katılımcılar, daha dindar olan gençlerin, Abazaların eski zamanlardan beri cenazeden sonra üç gün boyunca ölünün mezarında sabahları okudukları duaları kabul etmediklerinden endişe duyuyorlar.

İnsanlar zaten muhafazakar bir yapıya sahiplerdir. Yıllardır oluşan alışkınlıkları değiştirmek ve sevdikleri şeylerden vazgeçmek çok zordur. İslam şartlarına uymaktan, geleneksel toplum yaşamına İslam kurallarını tercih etmekten dindar gençlerden bahsederken daha yaşlı katılımcılar “Vahhabilik” terimini kullanıyorlar. 54 numaralı katılımcı (1941 doğumlu, kadın): “Vahhabilik, Abazaların arasında yaygın olmaya başladı. Duaların şeklinden ve uzatılmış sakaldan anlaşabiliyor”, diye konuştu.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi cenaze ve cenaze sonrası ritüellerin değiştirilmesi söz konusu olunca insanların tepkileri arttıyor: “Vahhabiler, yaşlılarımızın, kadınlarımızın ve efendilerimizin inandıkları şeylere inanmıyorlar. Ölü için yapılan her şeyi reddediyorlar. Cenaze, cenaze sonrası ritüeli, giysilerin dağıtılması, cenazeden sonra 3 gün boyunca mezarda okunan dua (cenazeden sonra 3 gün boyunca sabahları okunan dua) gibi eski zamanlardan beri uyguladığımız hiç bir ritüelin yapılmaması gerektiğine inanıyorlar”.

Değer listesinin ikincisi, düğün törenidir. “Modern vahhabiler düğün yapmazlar, düğün töreni ve müziği reddediyorlar. Onlara göre “müzik dinlemek şeytanları eğlendirmektir”. Nikah dairesini de reddediyorlar”. Dolayısıyla toplumuzun çeşitli kesimleri birbirinden ayrı yaşamaya başladı: “Eski camimize yaşlılar gitmez oldular. Gençler, camide istediklerini yapabiliyorlar. Tüm geleneksel değerlerimizi reddediyorlar. Nüfusu az olan bir halk için bu tür bir çatışma, toplum içinde bölünme çok tehlikeli olabilir. Fakat tekrar hatırlatmak isteriz ki katılımcıların sadece yüzde 3’ü, İslam’ın geleneksel değerler için potansiyel tehlike olduğunu düşünyor.  Genelde katılımcıların İslam’a olumlu yaklaşımları var ve katılımcıların çoğu, insanların İslam’ın şartlarına uyması sayesinde Abazaların arasında alkol ve uyuşturucu bağımlılığının yayılması engellenmiş olduğuna inanıyorlar. Apsua köyünden 22 numaralı katılımcının (1969 doğumlu, kadın) söylediği gibi: “Namaz kılmaya başlayan herkes, yaşamın amacını buldu, aile kurdu. Yaşça daha büyüklerin çoğu ise içki içmeye başladı, bekar kaldı. Perestroyka döneminden çok kötü etkilendiler, karamsar olup aile kurmaktan kaçındılar”. (3) Diğer katılımcılar da İslam’ın alkol ve madde bağımlılığını önlemesinden bahsetti.

Apsua köyünden 30 numaralı katılımcı (1988 doğumlu, erkek), oruç ayında ve müslüman bayramlarında camiye gitmek, insanları bir araya getirdiğini düşünüyor. “Her Cuma günü camiye giderim. Oruç tutarım, İslam’ın şartlarından çoğuna uymaya çalışırım. Sadece günde 5 kez namaz kılmam. İslam’da birçok haram var. Bazı yasaklara uymam mümkün olmuyor fakat dinimizin gerektirdiği gibi yaşamımı değiştirmeye çalışıyorum” (4). Apsua’dan 23 numaralı katılımcı (1964 doğumlu, erkek) farklı düşünceye sahip: “Üç sene önce namaz kılmayı öğrendim. Birçok şey anladım fakat bunu yapmam gerektiğini hissetmedim. Yaşlılarımızın, annebabalarımızın gelenekleri, örf ve adetleri çok daha güçlüdür”. Fakat aynı katılımcı: “İslam olmasaydı şu an aramızda birçok alkolik olurdu”, diye konuştu (5).

Abazaların tarihi gelişiminin karşılaştırmalı analizi sonucunda son iki yüzyılı boyunca İslam’ın, Abaza toplumunda önemli fakat tartışmalı bir rol olduğunu söyleyebiliriz. İslam, Rusya İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu’nun arasındaki çatışma döneminde halkın konsolidasyonunun ana faktörü olup sonuç olarak bölünmüş halk sorununa yol açan Abazaların memleketlerini terk edip toplu göç sürecinin sebebi olmuştur. Aynı zamanda İslam değerleri, Abazaların yurtdışı diasporalarının konsolidasyonuna yol açıp diasporanın korunmasını sağladı. Memleketlerinde kalan Abazalar, İslam değerlerinden daha azını koruyabildiler. Bugün de yaşlı neslin temsilcileri onların gençlik yıllarında dinin yasak olmasından dolayı İslam’ın temelleri ve kuralları ile ilgili çok az bilgilere ulaşabildiğini üzüntü ile söylüyorlar: “Halkımız, dinden soğutuldu. İslam değerlerini canlandırmak için birçok yıl lazım” (6). Orta yaşta ve yaşlı katılımcıların çoğu, Sovyet döneminde ateizm politikasından dolayı din anlayışının tamamen yitirilmesinden ve o dönemde devlet tarafından uygulanan o büyük çaptaki kültürel-eğitimsel çalışmaların önemini aşmanın bugün çok zor olduğundan bahsettiler. Fakat İslam’ın ana kurallarına uymak, Abaza geleneksel kültürünün bir parçasıdır. Temel kurallara uymak, toplumun genel uyumunu sağlar ve başta kişisel hayatta olmak üzere toplumun hayatında ciddi sıkıntılardan uzak tutar.

Notlar:
1. Katılımcı № 28. 29 Kasım 2011 tarihli sosyolojik araştırma anket kaydı (Apsua köyü).
2. Katılımcı № 23. 28 Kasım 2011 tarihli sosyolojik araştırma anket kaydı (Apsua köyü).
3. 28 Kasım 2011 tarihli sosyolojik araştırma anket kayıtları.
4. 1988 doğumlu katılımcı № 30, 29 Kasım 2011 tarihli sosyolojik araştırma anket kaydı (Apsua köyü).
5. 1964 doğumlu katılımcı № 23, 28 Kasım 2011 tarihli sosyolojik araştırma anket kaydı (Apsua köyü).
6. 1929 doğumlu katılımcı № 9, 25 Kasım 2011 tarihli sosyolojik araştırma anket kaydı (Apsua köyü).

Nadejda Yemelyanova,
“Abazaların Ülkesi” için özel

Поделиться в соц. сетях

Share to Google Buzz
Share to Google Plus
Share to LiveJournal
Share to MyWorld
Share to Odnoklassniki