Abhazya’nın Antik Hazineleri

Siyah Figürlü Amfora

Abhazya’da Eşera köyünün de olduğu gibi arkeoloji açısından birçok önemli yer vardır. Eşera köyünde eski taş çağı insanlarının aktarma yeri, dolmenler, büyük dikme taşlarla çevrilmiş abide, antik heykeller bulundu. 1977 yılında arkeolog G.Şamba, burada antik mezarı buldu. Bulduklarının arasında iki saplı ve kapaklı siyah figürlü amfora vardı. Amfora, Leningrad Devlet Hermitage müzesinde restore edildikten sonra Abhazya Devlet Müzesine sergilenmek üzere gönderildi.

Amforanın yüzeyinde çok güzel desenler var. Bu desenler büyük olasılıkla Antik Yunanistan’ın en iyi vazo ressamlarından biri tarafından yapılmıştır. Amforanın bir tarafında yarışmalara hazırlanan savaşçı atletlerin tekerlekli savaş arabasının üstünde resimeri var. Yarışmacılardan bir tanesinin ismi, Nikon olarak biliniyor. Elinde değnek olan uzun giysili hoca, yarışmaya hazırlanan atletleri izliyor.

Amforanın diğer tarafında ressam, Tanrıların ve takipçilerinin yürüyüş sahnesini resimledi. Ortasında Antik Yunanistan’ın en ünlü Tanrılarından biri Şarap Tanrısı Dionysos yer aldı. Tanrının etrafında sürekli Tanrı’nın yanında olan neşeli periler (maenad) ve silenler durmaktadır. Figürlerin ortasında üzüm sarmaşığı yer aldı.

Bu tür kaplar, 2500 yıl öncesinde eski Attica’nın başkenti olan Atina’nın ünlü ustaların atölyelerinde yapılırdı. Bu kaplar çok pahalı olduğundan çok varlıklı insanlar onları alma gücüne sahiplerdi. Arkeolog G.K.Şamba’nın belirttiğine göre amfora gibi lüks bir eşya, sadece üst makam temsilcileri tarafından alınabilirdi. Silinmemiş yazılara göre bu desenli amforanın sahibi, sadece makamı ve gücü ile değil güzelliğe ve eğitime değer vermesi ile de ünlüydü.

Bir müze eşyası

1953 yılında Sohum körfezinde Basla nehrinin eteğinde 2 metre derinliğinde kabartmalı mermer mezar steli bulundu. 1999 yılında “Sinema Gezginler Kulübü” Tv programının sunucusu Yuriy Senkeviç, Abhazların dini inançları ile ilgili yeni bir program hazırlamak amacıyla Abhazya’yı ziyaret etti. Sohum’da Abhazya Devlet Müzesini ziyaret ettiği sırada ilginç bir hikaye anlattı: 1953 yılında denizin derinliklerinde o mezar stelini bulan insan ta kendisiymiş. Uzun bir süre geçse de mezar stelini bulma şansını yakalayan ekibin hiç bir üyesinin ismini unutmadı.

Mezar stelinin alt sol köşesi kırık. St.Petersburg ve Kazan’dan eksperler Sohum’a gelip Abhazya Devlet Müzesinin çalışanları ile beraber birkaç kez su altı gezilerine çıktıkları halde eşsiz heykelin kırılmış parçasını bulamadılar. Ön tarafta üç figür yer aldı. Koltukta güzel giyinmiş genç bir kadın oturuyor. Dizlerine yaslanmış bir çocuğa sarılırken onunla sonsuza dek vedalaşır gibi hüzünle bakıyor. Erkek çocuğu ise kadının sol elini tutarak yalvaran gözleri ile ona bakıyor. Önünde duran kız da koltukta oturan kadına üzüntü ile bakıyor. Kızın sol elinde muhtemelen mücevher kutusu var. Kadının oturduğu koltuktan bir hayvanın postu sarktı.

Arkeolog M.M.Trapş’a göre mezar stelindeki resim, büyük bir üzüntünün sahnesidir.


Diana Ahba,
“Abazaların Ülkesi” için özel

Поделиться в соц. сетях

Share to Google Buzz
Share to Google Plus
Share to LiveJournal
Share to MyWorld
Share to Odnoklassniki