Erkek İradesi

Eduard Çaçev’in çocukluğundan beri anavatanı savunanın örneği vardı. Babası, Kumal Hamidoviç, İkinci Dünya Savaşında savaşan, Kızıl Bayrak nişanı ve Şan nişanı, “Cesaret” madalyası sahibiydi. Cephe gazetesinde onu “Tek başına bile asker” tabiri ile tarif ettiler. 1945 yılında topçu Kumal Çaçev tek başına silahı ile kaldığında korkmadan faşistleri öldürmeyi ve pozisyonu korumayı başardı.

http://test.alashara.org/ru/wp-content/blogs.dir/4/files_mf/48.jpg

Babasının savaş hikayeleri Eduard’ın meslek seçimini direkt etkilemediler. Her şey bir anda oldu: Eduard’ın 6.sınıfından sonra okuduğu Erken-Şahar okuluna bir gün askerlik şubesinin temsilcisi geldi ve okuldan mezun olduktan sonra öğrencilere harp okuluna girmeyi teklif etti. 4 kişi bu teklifi kabul etti. Onların arasında Eduard Çaçev de vardı. Harp okuluna girmek isteyenlerin arasında kendi şartlarına göre seçim yapan komisyon sadece Eduard’ı seçti.

Daha sonra Stavropol İletişim Harp Okuluna başarı ile kazanılmış sınavlar ve 5 senelik eğitim vardı. İlk bir buçuk sene Eduard en yüksek notları alırdı.

– Okulda bir tek Abaza bendim, – diye anlatıyor Eduard Çaçev. – Bu nedenle fazladan sorumluluk hissederdim.

Bir gün öğretmenlerden biri bir şey beğenmeyip Eduard’a “üç” verdi. “Başarılı” eğitim süreci bitti fakat buna rağmen ileride iletişimci olmasını engellemedi.

Yeni subayın tayini Baykonur’a çıktı. Sovyet döneminde insanlar için orası sadece uzay üssüydü. Fakat işin içinde olan insanlar, oranın ülkenin en önemli nükleer poligonu olduğunu biliyorlardı. Burada birkaç mühendis kendi ekipleri ile yeni silahları yapıp onların denemelerini yaparlardı. Poligona iletişimci olarak gelen Eduard Çaçev, kadrolu roket uzmanının eğitime gittiğinden dolayı kısa bir süre içinde roket uzmanının işini öğrenmek zorunda kaldı.

“General olmayı düşlemeyen asker kötü bir askerdir” diye bir laf vardır. Eduard’ın da hayalleri ve amaçları vardı. Hatta bir gün poligona gelen bir generalin bir odada bıraktığı şapkayı denedi. Aynada kendine bakarken şapkanın sahibinin odadan çıkıp ona baktığını farkedemedi. General ise gülerek şapkasını aldı ve “henüz çok erken” diyerek ayrıldı.

Eduard Çaçev general olamadı. Hatta komutan bile olamadı. Kaderinde sadece 3 yıllık asker hayatı vardı. Daha sonra Eduard’ın “beklenmedik olay” olarak isimlendirdiği bir olay oldu. Eduard’ın eşi Rimma, “o olay günlük sıkıntılarıyla ilgili değildi, yanlış anlamayın” diyerek bizi uyardı.

Şiddetli bir patlamadan sonra doktorlar gerçek anlamda Eduard’ın parçalarını topladılar. Fakat her şeyi düzeltmek ellerinde değildi. Subay, kolunu, işitme ve görme duygularını yitirdi. En kötüsü ise hafızasını kaybetti. Patlamanın şokunu birkaç ay sonra atlatınca yavaş yavaş kim olduğunu hatırlamaya başladı. Daha sonra uzun rehabilitasyon yolları vardı. Sonuç olarak normal hayata dönebildi. Normal hayat diyoruz çünkü sağlık sorunlarının olmasına rağmen aile kurabildi ve çalışmaya başladı. Ayrıca yazarlık hobisini hatırladı. Gençlik yıllarında Eduard şiir ve hikaye yazardı. Gizli ortamda geçen eğitim ve iş yıllarında bu hobiyi unutmak zorunda kaldı. Ciddi yaralanmasından toparlanan Eduard, Braille alfabesini öğrendi ve okumaya başladı. Okuduğu kitaplar ona güç verdi. Ayzek Azimov’un Sümerlerle ilgili kitabını okurken bu eski medeniyet ile Abazaların arasında birçok benzerlik farketti. Sümer isimlerinin Abaza diline çevirmek mümkündü. Akademisyen G.F.Turçaninov’un aşuy alfabesini incelerken onun Abaza-Abhaz dili ile ilgili olduğunu keşfettiğini bilen Eduard Çaçev, bu konuda genelleme yapmayı başarıyor. “Abaza Halkının Tarihinin Özeti” adlı büyük makalesinde düşüncelerini paylaştıktan sonra “Abazakva” (“Abazalar”) kitabını yayınlıyor. Bu kitapta, yukarıda bahsettiğimiz makale dışında Rusça ve Abazaca yazdığı diğer makaleler, hikayeler ve şiirler yer aldı (eşi Rimma dikte edilmiş metinleri kağıda geçirdiği için kitabın ortak yazarı sayılır).

Çok ilginç ama Eduard sadece 5.sınıfa kadar Abazaların arasında Abaza-Habl köyünde yaşadı. Daha sonra ailesi Erken-Şahar köyüne taşındı ve hayatının geri kalanı Rusça ortamda geçirdi. Buna rağmen anadilini unutmadı ve çok da iyi biliyor.

– Okulda, askerlikte tek başıma kaldığımda sık sık Abazaca konuşurdum, diye anlattı Eduard.

Halkı ile ilgili her şeye duyduğu merak, yaşam sevgisi ve gerçek erkek iradesi sayesinde Eduard ciddi sağlık sorunlarını aştı ve bugün hayatından ve sevdikleri ile vakit geçirmekten zevk alabiliyor.

Georgiy Çekalov,

“Abazaların Ülkesi” için özel

Поделиться в соц. сетях

Share to Google Buzz
Share to Google Plus
Share to LiveJournal
Share to MyWorld
Share to Odnoklassniki